« Önceki | Sonraki »

23/1/2007

NOKTA

NOKTA

 

Virgüllerin çokluğuyla övündüğümüz hayatta, elzem olan noktanın ehemmiyetini kavramaktır. Muhtevası maddenin sırrı ve maneviyat renklerinden ibaret, kağıtta şeklen minicik bir iz bırakan noktanın cesaret iklimine dalabilmek ancak cesaretten başka duyguların tutku hâline dönüşmesiyle mümkün olabilir.

Cesaretin taçlandırılması için fedakarlık, fedakar olabilmek içinse azmi yitirmemek lazım. Uğraşmak lâzım. Yani gayret etmekten daha fazla çabalamak…

Peki neden? Gidişatın karşı konulmaz sıradanlığına direnmek niye?

Sebebi belli ya da meçhûl olan hüzünden kurtulup; vicdanın gırtlağını sıkan kederden kurtulma tutkusuna sahip olmak için.

Özetle bir şeylerin ters gittiğini idrak etmek… Ve bu ters giden şeylerin olası aksaklıklardan farklılığının bilincine erişmek.

Kırık çizgilerin sürrealist tarzın en güzel örneklerini sergilediği ömür tablomuzun renklerinin tekdüzelikten uzakta ikamet edeceği göz önünde bulundurulduğu takdirde fark edilecektir ki; altına imzamızı atacağımız hikâyede yeri geldikçe yeni paragraflar açmaya mecburuz. Diğer seçenekleri değerlendirmek, başka yolların olabilirliğini düşünmek diğer bir deyişle –neden olmasın- diyebilmek. Dayatmaların aksini tercih etmek, rüzgara karşı uçma cesareti gösterebilmek… Binbir hevesle başlanan yeni paragrafların içeriğini işte bunlar teşkil ediyor.

Burada, işi yaşamak olan yaşayıcılarla, yazmaya mahkûm yazıcıları kıyaslamamız kanaatimce haksızlık olmaz. Yaşayıcılar, yazıcılara nazaran daha özgürdürler, olmalılar. Zira, hiçbir kelimesinin birbiriyle kopuk olmayacağı bilinci yaşayıcıyı bütün alternatifleri değerlendirmeye teşvik eder. Oysa yazıcı öyle mi… Noktalarla virgülleri, ünlemlerle soru işaretlerini en güzel şekilde bağlamak ve bu uyuma en münasip kelimeleri dâhil etmeye zorunludur.

Velhâsıl kompozisyonlarda bile kendini gösteren -yeniden başlama- , bütün yaşam alanlarımıza sirayet etmiş, hayatlarımıza sinmiştir. Öyleyse burada dikkat etmek gereken bir başka husus hâsıl oluyor. Güneşin her doğuluyla yeni paragraflara başladığımız ömürde; ana tema cümlelerini seçmek…

Her engelde vazgeçmek insan olma şerefine yakışmayacağı gibi, yanlışlarda ısrar da insan aklına ters. Öyle bir ölçüt olmalı ki; pürüzlerde caymasın, yanlışlarda inat etmesin. Öyle bir ruh hâli olmalı ki, ilâhi işaretleri değerlendirebilsin. Ve öyle bir kalp olmalı ki gitmeyi ya da gidebilmeyi korkaklık olarak telakki etmesin. Tıpkı hakikati yaşamayı gericilik olarak değerlendirmeyeceği gibi.

Yanlışlarda direnmemek ve dönüp gidebilmek için ikazları fark etmek, işaretleri değerlendirmek, hisleri iyi ölçüp tartmak lâzımken ve dünya böylesine törpüleyiciyken; vicdana kulak verip ruhumuzun duvarlarından sözlerimize yansıyan yorgunluğun gözlerimizdeki siluetlerini görmeli; gerekirse vazgeçebilmeliyiz.

 

 

                                                                                                                      Ebru Cengiz

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır